Resime dair çoğu şey :)
Teknoloji
Yeraltındaki “Gizli” Nükleer Füze Fırlatma Üsleri
4 Eyl
Sizlere bu haftaki yazımda Soğuk Savaş Döneminde yoğun bir şekilde inşa edilen yer altı fırlatma istasyonlarından her iki soğuk savaş ülkesinden fotoğraflarla açıklamalarda bulunacağım. Önce Amerika’da soğuk savaş döneminde yapılmış şu anda müze olarak kullanılan 2 örnekle ardından Sovyetler Birliğinden bir örnekle devam edeceğim.
1957 yılında Sovyetler Birliği Sputnik isimli uydusunu dünya yörüngesine yerleştirdi. Bu uydu dünya yörüngesine yerleşen ilk uydu oldu. Uzaya fırlatılan roketlerle savaş başlığı taşıyan kıtalar arası roketler arasında çok fark yoktur. Birisini yapmak demek diğerini de yapabilmek demektir. Böylelikle Amerikalılar Rusların roket menzilinde, Ruslar da Amerikalıların menzillerinde yer alıyorlardı.(Sadece kendi ülkelerinde değil, Dünya’nın farklı bölgelerinde fırlatma üsleri kurmuşlardı) Bu da birbirlerine nükleer başlıklı roket fırlatabilecekleri anlamına geliyordu. Böyle bir fırlatma olursa anında cevap verilmesi gerektiği düşünülmekteydi. Ama fırlatma üsleri çok büyük bir alan kaplıyor ve çok rahat yerleri tespit edilebiliyordu. Bu yüzden fırlatma üslerinin yeraltına indirilmesi fikri doğdu. Her iki ülkede hızlı bir şekilde milyonlarca dolar harcayarak yüzlerce yere bu gizli fırlatma üslerini inşa ettiler. Toplam kaç sayıda bu üslerden inşa edildiği bilinmemektedir. Soğuk savaş döneminde Amerika’nın 17000 Rusların 13000 Nükleer roketi olduğu söylenmektedir. Üretilen toplam füze sayıları ve yer altı üslerinin alacağı maksimum füze sayısı gibi hesaplamalar yapılarak her iki ülkeninde 500’e yakın böyle üssü bulunmaktadır. İşte bu üslerden bazılarına göz atalım. (Soğuk savaş yılları için buraya bakınız)
Titan Füzeleri Fırlatma İstasyonları (Amerika)
Yeraltından Uzaya
12 Ağu
Fotoğrafta gördüğünüz Rusya’nın nükleer başlıklı balistik füzeleri gibi görünmekte, gerçek ise böyle değil. Aşağıdaki fotoğraf Rusya’nın yeraltındaki eski askeri füze fırlatma rampalarından fırlatılan ticari bir uydu taşıyan roket.
Rusya’nın farklı bölgelerde yeraltı füze üretim merkezleri, fırlatma rampaları, taşıma sistemlerinin olduğu senelerdir bilinmektedir. Hatta bunlar soğuk savaş döneminde Sovyetler ile ABD arasında çok büyük öneme sahipti. Her iki ülke de birbirlerinin gizli yeraltı istasyonlarını tespit etmeye çalışırlardı, hala da devam ediyorlar. Yeraltı füze rampalarının yerleştirilmesinde yeraltı ray hatları veya trenler kullanılmaktadır. Bu şekilde taşınan roketler fırlatmaya uygun hale getirilir ve operasyon zamanları için beklerler.
Dünya’nın En Büyük Uçakları
5 Ağu
Dünya’nın en büyük uçakları başlıklı verdiğimiz bu yazımızda büyük uçak kategorisinde yer alan uçakları inceleyeceğiz fakat daha çok dünya’nın en büyük uçağı olan AN-225 üzerinde duracağız. Peki başlayalım…
ANTONOV 225 – MRİYA
Dünyanın tek seferde en fazla yük taşıyabilen kargo uçağı ünvanı ile Rekorlar Kitabı’na giren AN-225, 250 ton yük taşıma kapasitesine sahip olarak Ukrayna’daki ANTK Antonov Uçak Fabrikası’nda üretilmiş.
Uçağın ismi Mriya. Bu Ukraynaca Rüya demek. Bu ismi neden aldığı ise çok açık: İlk uçuşunu yaptığı yıl havacılık alanında tam 106 rekora imza atmış. Yapımı tamamlandığında zamanın en büyük uçağından yüzde 50 daha büyük bir uçak olarak tarihe geçmiş. Hala dünyanın en büyük uçağı olma özelliğini koruyan bu uçağın kargo bölümü bir Boeing 737 alabilecek genişlikte.
Antonov AN-225, Sovyetler Birliği’nin BURAN Uzay Mekiğini taşıması amacıyla üretilmiş olup ilk uçuşunu 1988’de yapıyor. 22 Mart 1989′da da üç buçuk saatlik uçuşuyla toplam 106 rekorun sahibi oluyor. Bu uçuşta, 156 ton yük ve 508 ton ağırlıkla havalanan, yaklaşık 12 bin metre yükseğe tırmanan ve ortalama 813 km/saat hızla 2000 km yol alan Ukraynalı Mriya Sovyetlerin gururu oluyor. Sovyetler Birliği’nin 1991′de dağılmasıyla Sovyet Uzay Mekiği Programı da son bulduğu için uçağın ana amacı da ortadan kalkıyor. Sadece bir adet Mriya üretiliyor. Mriya uzun bir süre depoda bekliyor. Gerekli ilgiyi göremeyen ve hurdaya çıkarılıp yavaş yavaş parçalanarak satılmaya başlanan uçağın önce motorları ardından da gövdesi parçalanırken bir sivil taşımacılık şirketinin dikkatini çekiyor.
Kargo isteklerinin artması sebebiyle daha etkili bir kargo uçağı arayışına girmiş olan bu şirket, ihtiyaçlarını Antonov 225′in rahatça karşılayabileceğini düşünerek onu satın alıyor ve modernizasyonunun ardından Mriya’yı dünyanın hizmetine sunuyor. 20 milyon dolara malolan modernizasyonu takiben 2001 yılında Myria tekrar uçuşa hazır hale geliyor. Antonov 225, şimdi Antonov Airlines tarafından işletiliyor ve kendisinden küçük uçakların taşıyamadığı geniş ve ağır yüklerin taşınmasında kullanılıyor. ancak hala ömrünün büyük bir kısmı yerde geçiyor…
Yukarıda Wikipedia’dan aldığım büyük uçakların kıyaslaması yer almakta. AN-225′in büyüklüğünü şöyle anlatmak mümkün:
Boeing 747 tam kapasite ile 540 yolcu alırken, AN – 225 koltuk döşenmesi halinde 1500 yolcu taşıyabiliyor. Ayrıca yolcu uçağı sınıfında en büyük olan A380′den de büyüktür.
Dünya’da İnsansız Hava Araçları
28 Tem
İlk yazımızda şu sıralar PKK terör örgütünün faaliyetleri ve ABD ordusunun Afganistan ve Pakistan’da düzenlemiş olduğu hava saldırılarından dolayı gündemden düşmeyen insansız hava araçlarını mercek altına almayı düşündük.
Kısaca insansız hava aracının tanımına bakacak olursak; İnsansız hava aracı (İHA), genel olarak bilinen adıyla drone uzaktan kumanda edilen bir tür uçaktır. İHA’lar iki sınıfa ayrılır: İlki uzaktan kumanda edilerek uçan diğeri ise kendiliğinden belli bir uçuş planı üzerinden otomatik olarak hareket edebilen uçaklardır. Keşif amaçlı üretilen İHA’lar günümüzde birçok saldırı görevinde de kullanılmaktadır.
İnsansız hava araçları, genellikle insanlı uçaklar tarafından gerçekleştirilmesinin çok riskli olduğu ya da tehlikeli görüldüğü görevlerde ve istihbarat amaçlı olarak kullanılmaktadır. Bu araçlar ordulara 7/24 havadan kontrol sağlayabilmekte. Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere tarafından kullanılan insansız hava araçları istihbarat toplama amacıyla kullanılan küçük ölçekli araçlardan, büyük casus uçaklara kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.
İnsansız hava araçlarının tamamen pilotsuz olduğu söylense de bu pek doğru değildir. Çünkü komuta merkezinde bulunan sorumlular kameraların çektiği görüntüler inceliyor ve harekete geçiyor. Komuta merkezi aracın binlerce kilometre ötesinde olabilir. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nin Afganistan’da insansız hava araçlarıyla yürüttüğü operasyonların çoğu,araçların inişleri ve kalkışları yerel düzeyde yapılsa da, ABD’nin Nevada eyaletindeki Creech Hava Üssü’nden yönetiliyor.












